Çalışma Alanları

Miras Hukukundan Doğan Davalar

2 konu başlığı — soldan seçerek okuyabilirsiniz

Tenkis Davası

Miras hukuku, kişilerin vefatı halinde malvarlığının yasal mirasçılarına ne şekilde intikal edeceğini düzenleyen ve aile içi bağların korunmasını amaçlayan temel bir hukuk dalıdır. Hukukumuzda, mirasbırakanın kendi malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarruf etme özgürlüğü bulunmakla birlikte, bu özgürlük yasa koyucu tarafından bazı yakın mirasçıların (eş, çocuk, anne-baba gibi) "saklı pay" hakları ile sınırlandırılmıştır. Saklı pay, mirasbırakanın bile dokunamayacağı, yasa ile teminat altına alınmış asgari miras hakkını ifade eder.

Tenkis

Mirasbırakanın sağlığında veya ölüme bağlı tasarruflarıyla (vasiyetname vb.) yaptığı devir ve bağışlamalar, yasal mirasçıların bu dokunulmaz "saklı pay" sınırını aştığı takdirde, mağdur olan mirasçıların başvurabileceği en temel hukuki yol tenkis davasıdır. Tenkis davası, saklı payı ihlal eden bu taşkın kazandırmaların yasal sınırlara çekilmesini (indirilmesini) ve mirasçının hakkına eksiksiz şekilde kavuşmasını sağlar. Bu tür uyuşmazlıklarda, terekenin (miras malvarlığının) mirasbırakanın vefat tarihindeki gerçek değerinin hesaplanması, saklı pay oranlarının tespiti ve yapılan kazandırmaların bu oranlara tecavüz edip etmediğinin uzmanlık gerektiren teknik hesaplamalarla ortaya konulması davanın belkemiğini oluşturur.

Hukuki Bilgilendirme

Yukarıda yer alan açıklamalar yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımakta olup, kesinlikle hukuki tavsiye veya mütalaa niteliğinde değildir. Gayrimenkul ve miras uyuşmazlıkları, her somut olayın kendi özel şartlarına göre değerlendirilmesi gereken, ispat yükü ve usul kuralları açısından oldukça teknik ve karmaşık süreçlerdir. Telafisi imkansız hak ve zaman kayıplarına uğramamak, sürecin sağlıklı ve doğru bir şekilde yürütülmesini sağlamak adına, herhangi bir hukuki adım atmadan önce mutlaka danışmanlık ve/veya temsil desteği alınması gerekmektedir.

İzale-i Şuyu

Birden fazla kişinin aynı taşınmaz üzerinde paylı veya elbirliği (miras ortaklığı gibi) halinde mülkiyet hakkına sahip olması durumunda, malikler arasında taşınmazın kullanımı, yönetimi veya tasarrufu konusunda sıklıkla uyuşmazlıklar yaşanmaktadır. Ortaklığın sürdürülmesinin taraflar açısından çekilmez hale geldiği veya ekonomik olarak verimsizleştiği durumlarda, hissedarların bu mülkiyet bağına hukuki olarak son vererek kendi paylarını bağımsızlaştırmak için başvurduğu temel yasal yol izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davasıdır.

İzale-i Şuyu

İzale-i şuyu davası, ortaklar arasındaki hukuki bağı adil bir şekilde sonlandırmayı amaçlar. Bu sonlandırma işlemi yasal olarak iki temel yöntemle gerçekleştirilir: Şartları uygunsa taşınmazın fiziki olarak parçalara ayrılıp paydaşlara müstakil olarak dağıtılması (aynen taksim) yoluyla; şayet taşınmazın yapısı, imar durumu veya paydaş sayısı aynen taksime elverişli değilse, taşınmazın mahkeme kanalıyla satılarak elde edilen bedelin paydaşlara hisseleri oranında paylaştırılması (satış) yoluyla yapılır. Bu tür uyuşmazlıklarda, taşınmazın niteliğine en uygun ve paydaşlar için en az mağduriyet yaratacak paylaşım yönteminin hukuki ve teknik verilerle mahkemeye sunulması ve özellikle satış/ihale sürecinin hak kayıplarını önleyecek şekilde titizlikle takip edilmesi davanın belkemiğini oluşturur.

Hukuki Bilgilendirme

Yukarıda yer alan açıklamalar yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımakta olup, kesinlikle hukuki tavsiye veya mütalaa niteliğinde değildir. Gayrimenkul ve miras uyuşmazlıkları, her somut olayın kendi özel şartlarına göre değerlendirilmesi gereken, ispat yükü ve usul kuralları açısından oldukça teknik ve karmaşık süreçlerdir. Telafisi imkansız hak ve zaman kayıplarına uğramamak, sürecin sağlıklı ve doğru bir şekilde yürütülmesini sağlamak adına, herhangi bir hukuki adım atmadan önce mutlaka danışmanlık ve/veya temsil desteği alınması gerekmektedir.

Bu konuda dosyanız mı var?İlk değerlendirme için görüşme talep edin.
Görüşme Talep Edin →